
Sina:-Tiran Azula kimdir? Aslında bayağı kapsamlı bir soru ama siz genel itibariyle cevaplayın lütfen."
Tiran Azulon:-Ben Azula Ailesinin tek varisiyim. Ailem soylu bir aile olmasına rağmen oldukça zor bir hayat geçirdim. o dönemda yaşanan savaşlar, kayıplar... Fakat ben bu zorluklara hep şükrettim. Eğer bunları yaşamasaydım, şu anda böyle biri olamazdım. Uzun süredir yurtdışında, uzaklardaydım. Ama sizin de bilebileceğiniz gibi insan kendi topraklarından uzun süre uzak kalamıyor değil mi?
S:-"Ah. Sizinle iyi anlaşacağa benziyoruz. Az ve öz cevaplar sağolun."
"Peki söyler misiniz Azula ailesi yani diğer aile üyeleriniz sizin içine ifade ediyor?"
T:-Onlar benim için çok... çok değerliler. Onları korumak için yaşıyorum. Çok uzun bir süre büyük acılar çektiler. Önce babam öldü, sonra abim... o kayboldu.
Benim ideallerim vardı. Ancak ben... ailem için... Her neyse. Ailemin en iyisini hak ettiğini düşünüyorum. Bunu sağlamak için de elimden geleni yapacağıma emin olabilirsiniz
S:-"Azulon sizin için ne ifade ediyor?"diye en can alıcı sorularımdan birisini sordum..
T:-Azulon benim büyük dedemdir. Salazar Slyther'in öğrencisi. Büyücülük yetenekleri hakkında pek birşey bilinmiyor. Yalnız bilinen tek şey bir dahi olduğu. Hayatını; ailesi ve ideali için harcayabilmiş biri. Onun ideali büyücü dünyasına sonsuz barışı getirecekti. Bakın; mutlak güç, ya mutlak zarardır, ya da mutlak barış. Bu durum, güce sahip olan kişiye göre değişir. Bu yüzden mutlak güce sahip kişi Azulon gibi biri olursa mutlak barış sağlanır. Onun ideali bu görüş çerçevesinde şekillenmiştir.
Benim Azulon hakkındaki hislerime gelince. Onun gibi birinin soyundan geldiğim için gurur duyuyorum. Azulon ismi hak ettiği değeri yüzyıllarca bulamadı. Aslında O, gerçekten büyük bir adamdı...
S:-"Geçmişte ailenizin Carlo Pia Valentino'yu avada kedavra ile öldürmekle suçlanması olayına ne diyorsunuz?
T:-Bakın! Carlo Pia Valentino'yu öldürdüğüme dair zamanında, Sihir bakanlığının Yasal Yaptırım Dairesinin incelediği davada temize çıktım. Anlıyor musunuz? Sizden bu tarz sorularla ortalığı karıştırmamanızı rica ediyorum...
S:-"Kusura bakmayın Bay Azula. Belki kızdınız ama okuyucularımın herşeyi bilmesi gerekiyor. Ayrıca bu cevabınız benim için gayet açıklayıcı." dedim.
-"Peki kalbinizde birileri var mı bay Azula?"
T:-Hayır. Aslında şu anda kalbim boş. Açıkçası ben kolay beğenen biri değilim ve insanın hayatında biri olacaksa bu tek olmalıdır anlayışını savunurum. Tabii ki ilerisi için kimse kesin birşey söyleyemez.
Bu esnada masamda bize katılmış olan Maurice Gerard can alıcı ve can yakıcı bir soru sordu:
Maurice Gerard:" Peki ya muhabbeti Hogwarts'a çevirsek nasıl olur. 34'lük bir cadının bu görev için uygun olduğu kanısına varabiliyor musunuz? Ya da bunu gerçekten hakettiğini düşünüyor musunuz?... Ha cevap vermeden önce atama kanalındaki ve okuldaki Valentino sayısını da cepte bulundurmanızı rica ediyorum."
T:-Haklısınız mösyö Gerard. Çok yerinde bir tespitte bulunduğunuzu düşünüyorum. Bu okulun yönetimini almak için 34 yaş çok erken. Zamanında bu okulu yöneten bilge büyücülere haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Valentino veya bir başkası... Kimse Hogwarts'ı avucuna alabileceğini düşünmesin. Pençelerini bu okuldan çekmek zorundalar.
Bu esnada Maurice Gerard Tiran Azula'ya anladığım kadarıyla (yanlış anlamış da olabilirim.) fısıldayarak şunu dedi:
-"Carlino bana Bakan'ı devirip yakında yerine geçeceğini söyledi son karşılaşmamızda. Onu hiç bu kadar hırslı görmemiştim. Müsait bir zamanda görüşelim. Ne dersin?"
T:-Başka sorunuz yoksa sanırım ropörtajımız bitti hanımfendi. Elinizde derginizin ikinci sayısına yetiştirebileceğiniz çok değerli malzemeler olduğunu düşünüyorum Bu değerli sohbeti bana bahşettiğinizi için çok teşekkür ederim. İlerde yine karşılaşmayı umuyorum. Bakarsınız bir gün Gelecek Postasına yolum düşer ve sizi ziyaret ederim... Evet Mösyö Gerard. Sanırım benimle iş konuşmak istiyorsunuz. İsterseniz aramızdaki bu görüşmeye malikanemde devam edelim. Şimdi izninizle ayrılmak zorundayım. Sizi malikanemde bekliyor olacağım sayın Gerard.
S-"Görüşmek üzere bay Azulon... Ah pardon bay Azula... Çok hoş bir sohbetti. Ama inanın sizin hoşsohbet olmanızdan kaynaklanıyor..."